26 Haziran 2010 Cumartesi

argentina mı al pacino mu?


diyorlar ki grup maçlarındaki hızlarıyla giderlerse arjantin ve brezilya ancak finalde karşılaşırlar.
argentina bir yanda brezilya öte yanda.
nasıl oldu bilmiyorum ama bu eşleşmeyi duyar duymaz.
aklıma hemen robert de niro mu al pacino mu denklemi geldi.
robert de niro demiştim belki de heat filminin etkisiyle denklemi ilk çözmeye çalıştığımda.
şimdi de hiç düşünmeden argentina diyorum azzurisiz kupada.
o kadar ki argentina ile robert de niroyu bu yanda al pacino ile brezilya'yı öte yanda tutuyorum.
saçma belki ama öyle.
ha niye argentina?
belki maradona belki messi belki eskilerden burruchaga, ardiles kempes falan.
sonra mavi beyaz çubuklu forma.
viva ve forza argentina.
öyle.

22 Haziran 2010 Salı

arjantin'in yılmaz vural'ı



o'nu önce sekseniki ispanya çeyrek finalinde brezilyalıyı tekmeleyip kızarırken gördük, sonra meksika 86'da"tanrının eli"yle solo yapıp, yüzlerce belçikalı ve ingilizi peşine takıp paff ve shilton'un canına okurken izledik 90 italya çeyrek finalinde caniggia'nın brezilya filelerini havalandırmasına öncülük ettiği asisti o unutmuştur ben hala unutmadım. keza aynı senenin haksız penaltılı finalindeki gözyaşlarını da o unutmamıştır.
saha kenarında ilk kez bu akşam bu kadar yakından izleyebildim.
yunanistan maçında yönetmen veron'un bazukalarını, yunan kalecinin kurtarışlarını kısa geçip maradonaya odaklandığı her vakit bi huylandım, bi çağrışım heyheyleri toplandı önce. ki daha sonra oyundan aldığı maxi rodrigezin yanağına bahşettiği buseyi de görünce yılmaz vural lan bu dedim.
türkiyenin barcelona'sını yöneten adamı örnek almış besbelli kendine. üç vakte kadar da sahada futbolcu kovalamaya başlarsa şaşırmam.
aha şimdi bir maçta üç penaltı kaçıran adam gol atınca birinin omzuna çıktı adamımız.
darısı önümüzdeki maçlara.
bakalım.

20 Haziran 2010 Pazar

bana italya'yı verseler

tek seçici lippi sen ol deseler;
ikibineuro'nun tackle kralları cannavaro ve nesta'yı son kez eşleştirirdim. en kreatif oyuncunun de rossi olduğu mavili gençlerin arasında asi, deli, fırlama totti'yi ne olursa olsa katardım. hatta ölene dek oyna lan derdim. bilmiyorum gündemden çok uzağım son inter olaylarından sonra sınır dışı falan mı ettiler herifi? ama şu mavilerde totti olmalı.
totti olmalı. hakeza pirlo. sakat mı ne dedi spiker maç arasında. herhalde paraguay maçında yedek kulubesinde nüksetti sakatlığı.
neyse kadrodan devam edelim. bi kere yaaa-kuinta soğuk bi isim ve adam. doğuştan akdenizli ve güleç yüzlü luca toni de olacak. bir iki gol atar el falan sallardı bize. hatta hatta yaşı ve başı kemale eren del piero abimiz de olurdu kadroda. ama içine yasin sülün kaçmış camoranesi asla ve kata. nasılsa bu kadro ve oyunla bi bok olmayacak belli. koca bi kırkbeşdakika bunları düşündüm.. bari son bi güzellik bi nostalji olurdu gider ayak.
yani en son şampiyon olduğumuz sekseniki grup maçlarında bu kadar dökülmüştük. üç beraberlikle gruptan çıkıp arjantin ve berezilya'yı pataklamıştık o ayrı. ama o zaman bile bir ümit bir rossi bir conti, tardelli, cabrini falan. lan bişiler olcak diyordun.
şimdi bi zambrotta bi de rossi. onlar da olmasa serie b'de ilk 10'a oynayan sıra takımı.
ıı ıhh olmamış lippi efendi.
denizli gibi bir önceki şampiyonluğun pastasından yiyorsun hala. hatta bizim beşiktaş gibi ilk golü yemeden rahat etmiyorsun. önce ye sonra çıkarcam diye uğraş dur.
bu maçı ıkına sıkına alırsın bi beraberlik de holosko ve arkadaşlarından. ve muhtemelen ve korkarım ki ikinci turda portakallar euroikibinin hıncını kötü çıkaracaklar bizden.
lakin işte yine de. umut fakirin ekmeği.
pirlo-gattuso ve di natale ile belki bir şeyler olabilir diyorum.
hayırlısı.

18 Haziran 2010 Cuma

uykudan önce cezayir ingiliz faslı


yavan bir maç oluyor an itibariyle. ilk yarının uzatmalarında uyumuş olurum herhal. uyumadan bu yavan ama ilginç maça bir iki barnak basayım. tam şimdi bir şey olacak derken hiç birşeyin olmadığı ama böyle çok pozisyonun olduğu bir maç. cezayir sıfır puanına güvenip saldırıyor yahut atak oynamaya çalışıyor da kapellonun ingilteresi neyine güvenip bastırmıyor bilmiyorum.
sonra levent özçelik ikibin uefa kupa finalindeki "anri" telaffuzundan sonra yeni telaffuzlar kazandırıyor futbol haznemize. keyiflen izliyoruz. misal belhad diye belledik ilk maçta cezayirin acar sol bekini şimdi belheç diyoruz sayesinde. yahya ve kadir'i duyunca zaten taraftarı olduğumuz cezayir'i daha bir sahipleniyoruz. ama ingilizler cezayir tarafgiri olmama rağmen benim bile ağzımı yüreğime getiren geri pasları sabıkalı devid ceysme atmaktan hiç imtina etmiyorlar. aha yazıyorum buraya bu paslar iş açacak kapello amcanın başına. ve sanki ikinci yarı gol atan kazanacak gibi maçı.
ama sıkıcı işte.

13 Haziran 2010 Pazar

karabiberim


cezayir slovenya devre arasında aklıma takılan üç beş şeyi yazayım, yazarken de müzik tıngırdasın istedim tivibu'da ayıptır söylemesi. serdar ortaç çıktı karşıma. şarkı, devresi henüz biten maçtan daha hareketli ve daha çok şey vaad ediyordu inan.
cuma gecesi uyutan sıfır sıfırlık uruguay-fransa maçında mülayim olup uyku halini maça değil de günün yorgunluğuna bağladık ama sabahtan beri klimayı otuzüç ayakucuma gazetenin bilimum eklerini de gözüme gözüme çevirdiğim şu sıcak haziran pazarında bastıran uykuyu maça bağlayacağım, kaçarı yok arkadaş.

aslında maçtan önce hani daha onbeşgün önce türkiye beşinci büyüğünü çıkarmışken malum daha önce şampiyon olmuş böyük favorilerden ve hatta hiç şampiyon olamamış ama son 20-30 yılda katıldıkları dünya kupalarında hep favori gösterilmiş ispanya ve hollanda dışında bir süpriz olabilir mi diye aklımdan geçirmekteydim. ilk onbeş dakikada havamı aldım. tabi izleyemediğimiz bir gana olsun sırbistan olsun, bir fildişi sahilleri olsun, italya doksanın süprizi kamerun olsun, ne biliyim gökhanlı swiçre olsun. olsun yani. zaten ıslağım boğazın ortasında.... şampiyon olsun onlardan biri.

bu sürpriz şampiyon işine iyice sardırıp geçmiş şampiyonlara baktım da ilginç şeyler gördüm. elbette ki kupa ve futbol kurtları çoktan çözmüştür ve belki gazete tvler çarşaf çarşaf yazmışlardır lakin benim yeni dikkatimi çekti.
bugune kadar ki şampiyonlardan fransa dahil her horoz kendi çöplüğünde (kıtasında) ötmüş.
bizim azzuriler de biri kendi ülkesinde olmak üzere hep avrupa kıtasında, arjantin , uruguay hakeza brezilya (japonya-g.kore ve isveç hariç) hep amerika kıtasında ötmüşler. almanya yine avrupa'da. ingiltere de bir kez evinde ötmüş.

istiyorum ki 2010 afrika'da, g.afrika değil ama misal bir güney kore bir slovakya, bir cezayir, yahut bir fil dişi, bir şili, kamerun, japonya falan şampiyon olsun. cümbüş olsun. haa tabi ki italya olsun en başta şampiyon o ayrı. şayet olmayacaksa gönlümün mavileri, üstte saydıklarım olsun.
yeass..
çalsın şimdi vuvuzelalar...
.

6 Haziran 2010 Pazar

worldcup2010 and forza azzurri


yine yeniden bir dünya kupası daha kapıda.
çok aşağılarda bir yerde yazmıştım. ilk dünya kupam, paolo rossiler, dino zofflar sayesinde ve tabi ki italya ile başladı. şampiyon bitirmiştik o yıl hiç beklenmedik şekilde. hatta grup maçlarında döküldüğümüz halde. dile kolay yirmisekiz sene geçmiş o günden bugune. aslında bazı şeyler değişiyor görünürken değişmiyor hiç bir şey. eyçdi tiviler, üçge telefonlar hayatımıza girdi kasetlerin yerini cidler, empeüçler aldı falan da amerika yine emperyalist, israil yine katil, ezenler, ezilenler, lobiler,fobiler vs....
neyse...
yirmisekiz önce 82 ispanya için mahalledeki abilerin yarısı brezilya derken diğer çoğunluk arjantin bir ksıım azınlık ise alamanya diyordu. bir tek ben italya diyordum. o da içimden..
değişen bir şey yok bugün.... yine dost ve aile efradı hatta "beleş tiviye asist yapan vestelciler arjantin, brezilya, almanya diyorlar. ben yine italya diyorum. ama bu sefer sesli söylüyorum o günkü kadar inanmasam da şampiyonluğa. eouro 2000 ve almanya 2006'daki kadrodan daha zayıfız hiç kuşku yok. lakin yine de ne şartta olursa olsun bir turnuvada gök-mavi varsa her zaman favoridir. ve 34-38 deki dubleyi niye güney afrikada da tekrarlamayalım diyorum....
vurduğunuz gol olsun çocuklar.

buon fortuna...