11 Kasım 2009 Çarşamba

kalecinin arkası merkez bankası mı gerçekten?


futbolla ilgili herkes cumartesi gecesi yahut pazar günü eminim bir şekilde hakan arıkan'la da ilgilenmiştir. kimileri gurur duymuş kimileri gıpta ile bakmış hatta kimileri de düpedüz bal demiştir belki de. bana her zaman olduğu gibi yine farklı çağrışımlar yaptı bu bir bakıma umut bulut hakan arıkan düellosu. adeta futbol dumanı içinde kayboldum. ligde iddialı olsun olmasın seksenlerin o fırtına gibi esen dobi hasanlı küçük hamdili hamili kadorusunu estirdi önce. sonrasında da beşiktaş açısından o günlerden bugüne belki de beşer onar yıl arayla gerçekleşecek kahramanlık hikayelerini. bir benzerini 85-86 da son maç sonunda hakan'a koşan ilk isim olan zafer öğer gerçekleştirmişti hem de şampiyonluk getirmecesine. bundan uzun yıllar sonra asper diye sarışın bir adam geldi türkiyeye daha ilk maçında gönülleri fethetti. yer yine avni akerdi.
işin enteresanı bu sevilen adamların sonraki senelerde beşiktaş'ta pek tutunamasıydı. umarım hakan için bu durum böyle olmaz.

tabi asıl meramımız bu değil. malumunuz kale futbolda en netameli yer olarak bilinir. hatta nankör meslek denir kalecilik için. gol atınca da yiyince de arkadaşlarım bana sırtını dönüyor ve hakeza 89 dk. süper oyna 90 da hatalı gol senden kötüsü olmaz, tersini yapıp doksanda gol atan forvetten iyisi olmaz geyiği bolca çevrilir futbol dünyasında.
sanırım hakan araıkan'ı uzun yıllar bir beşiktaşlılar bir de umut bulut unutmaz. ha bi de bizim gibi nostaljik manyaklar!

tıpkı tek maçla yahut bir kaç özel maçla zihne kazınan diğer meslekdaşlarını unutmadığımız gibi.
bazen tek maçla bazen de turnuva performannları ile takımlarını sırtlayan pek çok kaleci olmuştur futbol tarihinde. şöyle bir hafıza gezintisi yaparsak aklıma ilk 90 da asıl kaleci pumpido'nun sakatlanması ile arjantin kalesini devralan ve kurtardığı penaltılarla maradona'nın heykelini dikmeyi vaadettiği goycochea var. brehme'nin penaltısını kurtarıp şampiyon olsaydı arjantin sadece heykeli dikilmekle kalmayıp tarih yazacaktı bu genç adam... yine de bu başarısına rağmen futbol piyasasında beklenilen çıkışı bir türlü yakalayamadı.

keza euro 200o de nesta ve cannavaro ile birlikte reijkard'ın hollandasını durdurup gök mavililerin final oynamasında büyük pay sahibi toldo'nun performansı da unutulamaz. aynı turnuvada grup son maçında belçika karşısında devleşen ama son günlerde çok eleştirdiğimiz rüştü'yü de unutmamak lazım.

öte yandan 2005 Cl finalinde istanbulda olimpiyatta milan ve liverpool arasındaki 3-0 dan 3-3lük anormal sonuçtan sonra geçilen seri penaltı atışlarında liverpool'un polonyalı kalecisi dudek'in kurtardıkları değil de çizgi üzerindeki akrobatik hareketleri daha çok konuşulmuştu maç sonunda.

örnekler saymakla, yazmakla bitmez elbet ama 92 de sırbistan yerine plajdan toplanıp avrupa şampiyonu olan danimarkalı kaleci schmeichel ve arkadaşlarının yazdığı destanı unutmak olmazdı sanırım. dediğim gibi örnek çok. hatırlamak zor...

tabi de bir de maalesef kötü versiyonları var bu zenaatın. hani mesleğin nankörlüğünü gösterdiği kafalarını kale direklerine vuran kaleciler, kalecilerimiz. onların talihsiz anları...
g.saraylı mehmet, beşiktaşlı fevzi. ispanyol arconada ve daha niceleri....
belki başka bir gün onları da yazarız.

Hiç yorum yok: